Çeçen-İnguş Sürgünü’nün 75. yılı

Çeçen-İnguş Sürgünü’nün 75. yılı

Sovyetler Birliği döneminde, Stalin’in emriyle 23 Şubat 1944’te Kuzey Kafkasya’dan Çeçenler ve İnguşların Orta Asya ve Sibirya’ya sürülmesinde on binlerce can kaybı yaşandı.

İkinci Dünya Savaşı’nın ilk aylarında Sovyetler Birliği’ne karşı saldırıya geçen Almanlar, düşmanının gıda ve enerji ikmalini engelleyerek savaşı kendileri için kolaylaştırmayı planlıyordu. Bunun için Almanların ilk hedeflerinden biri Kafkaslardaki enerji yatakları oldu. Kafkasya’daki petrol üretim bölgelerine sahip olmayı amaçlayan Almanlar, Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan’dan sonraki en zengin petrol rezervlerine sahip Çeçenistan’ın Grozni petrol bölgesini ele geçirmek için harekete geçti.

Çeçen-İnguş Cumhuriyeti’nin bazı bölgelerini işgal etmelerine rağmen başkent Grozni’ye girmeyen Nazi birlikleri, Stalingrad yenilgisinden sonra Kuzey Kafkasya’dan güçlerini çekmeye başladı.

Bu süreçten sonra SSCB’nin yerel halka tutumu değişti. Sovyet lider Stalin, Almanların Sovyet topraklarındaki ilerleyişinden başta Çeçen ve İnguşlar olmak üzere bölgedeki Kalmıklar, Balkarlar, Karaçaylar, Mesket Türkleri, Kırım Tatarları ve Volga Almanlarını sorumlu tuttu. Stalin yönetimi tüm Çeçen ve İnguşların sürgün edilmesi kararı aldı ve Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin (ÖSSC) feshedilerek yerine Grozni Oblastı’nın kurulduğunu açıkladı.

“Çeçen ve İnguşların, Almanların talimatı üzerine Sovyet yönetimine ve güçlerine karşı savaştığını, komşu bölgelerdeki kolektif çiftliklere karşı haydutça saldırılar düzenlediğini” ileri süren Stalin yönetimi, 23 Şubat 1944’te sürgün kararını uygulamaya başladı.
Sovyet silahlı kuvvetleri, Kızıl Ordu Günü kutlamalarının arefesinde toplanan halkın çevresini sardı. Çeçen ve İnguşların 20-25 dakika içinde Orta Asya’ya, Sibirya’ya götürüleceği duyuruldu. Karara karşı gelenler, kaçmaya çalışanlar ağır silahlarla vuruldu.

Stalin güçleri katliamlar gerçekleştirdi

Bu sürgün sırasında çok sayıda katliam gerçekleştirildi. NKVD (Stalin’e bağlı İçişleri Bakanlığı Halk Komiserliği) polisleri Haybah köyü halkını kadın, erkek, ihtiyar, çocuk ayrımı yapmaksızın ahırlara doldurarak diri diri yaktı. Bu katliamda 700 kişi hayatını kaybetti. Sotni köyündeyse, erkekleri bir tarafta toplayan Kızıl Ordu askerleri ve NKVD polisleri, yine çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan çok sayıda Çeçen’i, yüzeyi buz tutmuş Galanşoh gölünün üzerinde yürüttü. Buzun taşımaması nedeniyle binlerce Çeçen, Galanşoh gölünün soğuk sularında can verdi.